genel | Aşka ve Sevgiye Dair...
Kategori

GENEL

post image

Jetta’ya Usb Montajı Yapmak

Arkadaşlar eğer ki Mk6 veya MK6,5 bir aracınız var ise sizlere bu makalemde aracınıza nasıl bir dişi usb montajı yapılması gerektiğinin tarifini vereceğim. İlk olarak AliExpress’ten Jetta için usb aux kablosunu ve parçasını aldım. Akabinde bunu montajını yapmak için ilk olarak vitesi 3’e getirip vites körüğünün olduğu yeri parmaklarımla tutup çıkardım.  (Youtube’a Jetta vites körüğü değiştirme yazarsanız direk Jetta’ların vites körüğünün nasıl söküleceğine dair videolara ulaşabilirsiniz.) Körüğü söktükten sonra 2 adet alyan vida göreceksiniz. Bu vidaları da söktükten sonra panele ulaşıp rahat rahat dişi usb yi takabilirsiniz. Aklınızda bulunmasında fayda var. İlk teybim rcd 310 olduğu için bunlara maalesef usb montajı yapılamıyor. Ben bunun yerine direk telefonumu şarj etmek amaçlı kullandığım için çakmaklıktan 12v alıp, 12v 5v dönüştürücüye bağlayıp uçlarını da usb’ye bağladım. Sonuç olarak ekteki resimden de görebileceğiniz üzere usb’den direk telefonumu şarj edebiliyorum. Ama teybiniz RNS tarzında ise rns’lerin arka girişleri mevcut, o yüzden direk teybinize bunu bağlayabilirsiniz.

post image

Polen Filtresine Parfüm Dökmek

Merhaba arkadaşlar. Uzun zamandır makale yazmıyordum, bugün itibari ile başıma gelen, tecrübe ettiğim olayları sizinle paylaşmak istedim. İlk olarak konumuz başlıktan da anlaşılacağı üzere arabanın polen filtresine parfüm dökmek… Jetta 1.2 tsi aracım var ve klimayı açtığım zaman temiz koku gelmesini istedim. İnternette yaptığım araştırmalar neticesinde bazı kullanıcılar polen filtresine parfüm döküldüğünü yazmışlar. Bende buna istinaden polen filtresine parfüm döküp test etmek, klimayı açtığım zaman temiz koku gelmesini sağlamak istedim. Bu yüzden de polen filtresini söktüm… Bildiğiniz gibi Jetta’lada polen filtresi torpido gözünün hemen altında yer almaktadır. Sökmesi de gayet basittir. İlk olarak torpido gözünün altındaki karton – kauçuk karışımı malzemenin 2 adet vidasını ister tırnağınız isterseniz de düz tornavida yardımı ile söküyorsunuz. Daha sonra altta görebileceğiniz gibi bir karış uzun plastik bir parça var. Bunu aracın sol tarafına yani şoför tarafına doğru çektiğinizde plastik parça çıkıyor ve oradan da polen filtresini sökebiliyorsunuz. Polen filtresini söktüm ve üzerine sıvı parfüm (hani küçük tüp şeklinde araçların tepe aynalarına astığımız) döktüm. Daha sonra da polen filtresini yerine taktım. İlk iki gün boyunca her klimayı açtığımda gayet güzel koku geldi. Arabanın içi harika kokuyordu

post image

Budget Araç Kiralarken Dikkatli Olun

Merhaba arkadaşlar. Size bu yazımda başıma gelen bir olayı anlatacağım... Geçenlerde Adana'dan İzmir'e seyahat etmem gerekiyordu ve buna istinaden sürekli çalıştığım Budget firmasını aradım. Normalde İzmir havaalanı araç kiralama yazıp tüm sonuçları arayıp elemem gerekiyordu fakat ben bunu yapmak yerine her zaman çalıştığım Budget'ı aradım ve 1 günlük araç istedim. Uçağım öğle saatlerinde İzmir'de olacaktı ve ertesi gün sabah geri dönecektim. Buraya kadar hiçbir problem yoktu. Budget'ı aradım, rezervasyon yaptırdım. Vodafone Red abonesi olduğum için bana ayrıca indirim(!) yaptılar. Velhasıl Adana'dan İzmir'e gittim ve Budget'ın havaalanındaki ofisine vardım. Kimliğimi uzattım ve araç kiralamak istediğimi, rezervasyonum olduğunu belirttim. İşlemlere geçtiler ve bana araç veremeyeceklerini, puanımın yetersiz olduğunu belirtmezler mi? Bir an beynime kan sıçradı! Nasıl olur, kontrol edin rezervasyonum var dememe rağmen araç vermeyeceklerini belirttiler. Neden olarak Findeks kredi puanım yetersizmiş... "Bir yanlışlık olmalı, benim puanım zaten yüksek, tekrar kontrol eder misiniz?" dedim ama sonuç nafile... Aracı vermediler. Orada insanların içerisinde rezil olduğuma mı yanayım, araç alamayıp düğün günü ne yapacağımı düşünmeme mi yanayım anlamadım... Velhasıl havaalanında başka bir araç kiralama firması ile anlaştım ve problemi bu şekilde çözdüm.  Daha sonra Mersin'e geldim ve ilk işim maaşımı aldığım bankaya gitmek oldu. Durumu anlattım, onlar kontrol ettiler ve puanımın çok yüksek olduğunu (1900 en yüksek puan, benim ise 1800) istediğim tutarda ayrıca kredi verebileceklerini belirttiler. Bende bu rezillik nasıl olur o zaman dedim ve tekrar Budget firmasını aradım. Başımdan geçenleri anlattım. Yaklaşık 30 dk'lık bir bekleme / yönlendirmeden sonra yeni sisteme geçildiğini, bundan böyle kredi kartının limitine de baktıklarını söylediler. Bu yüzden aracı alamamışım...  Keşke rezervasyon anında bu kontrol sağlansaydı da ben havaalanında rezil olmasaydım. Kısa lafın özü havaalanında rezil olmak istiyorsanız Budget'ı tercih edin.  Tamamen kendi görüşümdür, okuyup okumama veya uygulama yada uygulamama kararı sizindir. 

post image

Hoşlanmak ile Sevmek Farkı

Bir çiçek görürsünüz; zarif, narin ve kırılgan. İlk bakışta rengi, kokusu ve duruşuyla sizi etkileyen... Onu koklamak, ona dokunmak istersiniz zarar vermekten korkarak.  Hakkındaki tüm bilgileri sorup öğrenirsiniz onu en iyi tanıyandan.  Onu çok sevip hep yanınızda olmasını isterseniz. Önce en sağlıklı ve en kaliteli tohumu bulup,  en verimli toprağı alırsınız. En iyi “hangi ortamda yetişir, ne kadar ışık ve su ister, vitamin desteği olmalı mı?” araştırırsınız. Hazırladığınız saksıya özenle ekip, olması gereken en iyi ortamı hazırladıktan sonra düzenli aralıklarla sulayıp bakımını yaparsınız. Kurumasın, hastalanmasın, çürümesin diye gözünüzden bile sakınırsınız. Çünkü bundan böyle hep sizinle olmasını istersiniz.  Büyük bir mutlulukla ve sabırla filizlenmesini, yeşerip büyümesini izlersiniz. Zamanı gelince tomurcuk verip çiçek açmaya başlamasını sevinçle karşılarsınız. Yapraklarını özenle siler, çiçeklerini solmasın bozulmasın diye koklamaya dahi kıyamazsınız.    Onu o kadar sevmiş ve ona o kadar bağlanmışsınızdır ki sizin mutluluğunuzu, derdinizi dinleyen en kıymetliniz, sırdaşınız olmuştur. Sizi her gün aynı yerde bekleyen; anlatacaklarınızı sabırla, yargılamadan sessizce dinleyen en iyi arkadaşınızdır. Sizi ne değiştirmeye çalışır ne de sizden bir menfaat gözetir. Arada su vermeyi unutsanız da, yoğun günlerinizde ihmal etseniz de sizi olduğunuz gibi hatalarınızla kabul eder. Yine bir gün anlatacaklarınızın sabırsızlığıyla koşarak yanına gittiğinizde gördüklerinize inanamazsınız. Kıymetliniz çiçekleri koparılmış dalları kırılmış bir halde can çekişiyor. Şaşkınlık, acı ve öfke birbirine karışırken, boğazınızın düğümlendiğini hissedersiniz.  Girdiğiniz şoktan çıkmaya çalışırken; “Böyle bir şey nasıl olabilir? Kim ne istemiş? Neden yapmış olabilir?” sorularının cevabını bulmaya çalışırsınız. Sonra öğrenirsiniz acı gerçeği… Tanıdığınız, değer verdiğiniz biri gelip sırf hoşuna gittiği için kıymetlinizin çiçeklerini koparıp,  koklayıp atmıştır. Bu kadar basit bu kadar kolay olmamalıydı bir cana kıymak. Kendini koruyamayan savunamayan kıymetliniz, bir anlık heves uğruna nasılda değersizleştirilmiş, araya verilmiş. Telafisi mümkün olmayacak şekilde yaşama hakkı elinden alınmış. Yazık, çok yazık edilmiş. Günlerce uğraşırsınız, bir umutla iyileştirmeye çalışırsınız. Yeniden hayata tutunması, kalan dallarından tekrar yeşermesi için her şeyi denersiniz. Ama nafiledir tüm çırpınışlarınız. Çiçekleri, dalları koparılırken hayattan da koparılmıştır bir kere… İşte bu sebeptendir ki; bir çiçekten hoşlanırsanız onu koparıp koklar ve atarsınız. Fakat bir çiçeği severseniz onu her gün sularsınız...

post image

Rüzgar Üfleyen Fırtına Lodos Estirir

Çünkü sen, yaşamak için başka bir insanın seni sevmesine ihtiyaç duyuyorsun. Fakat ben duymuyorum. O kadar muhtaçsın ki kendin dışındaki biri tarafından sevilmeye, benim ne hissettiğimi anlamıyorsun bile. O kadar çok uzaksın ki benim sevilmeye ihtiyaç duymama hissiyatıma, bir başkası tarafından sevilmeye ihtiyaç duyulmaksızın yaşanabileceğine olasılık bile tanıyamıyorsun... Senin ve diğer bütün insanların "evet sadece insanların" kişiliğime katkısı düşüncelerimi harekete geçiriyor olmanızla sınırlıdır. Duygularımı mı? Onları menekşeler harekete geçiriyor misal, arabalara havlayan köpekler gibi, gülümsüyorum... ve Sen! Bakıyorum sadece, senin bana baktığın gibi ben de sana bakıyorum, aptal aptal bakıyorum. Anlamasam bakmam evet. Bakışmanın en aptal halini yaşıyoruz. Sen de beni anlasan misal... "Bakışmanın en akıllı halini yaşayacağız." dedi kadın. Kadın, sevmenin sevilmekten daha doyurucu olduğuna inanıyordu. Kendini, sevilmeye değil sevmeye borçluydu. Hediye almaktan değil de hediye vermekten mutlu olmak gibi bir şey işte... Fırtına rüzgarın anneannesi, lodos ise oğlu idi. Rüzgarın babası yoktu.  Rüzgar bir çeşit İsa’ydı. Ama dişi bir İsa. Fırtına üflediğinde rüzgar, rüzgar üflediğinde lodos esiyordu...