Seni Kimler Aldı?

Merhaba arkadaşlar. 1991 senesinde çıkardığı "Gülümse" albümünün en damar parçalarından birisi olan, dinlerken insanı hüzünlendirse de, boğazına düğüm atsa da, sonradan tatlı bir ferahlık veren mükemmel ötesi, Sezen Aksu'nun eşsiz vokaliyle insanın tüylerini diken diken eden, harika bir şarkı olan "Seni Kimler Aldı?" dan bahsediyoruz... Giden sevgilinin arkasından dinlenen/dinlenebilecek şarkıların başında gelmiyor mu? Bence geliyor. Bence giden sevgilinin arkasından dinlenebilecek yapılan en güzel şarkı. Sezen'e bu şarkı çok teşekkür ediyoruz. Bu şarkının back vokali Onur Mete'ye aittir. Giden gitmiştir, gittiği gün bitmiştir diye kendimizi kandırdığımız zamanlar oluyor. Söylemeye dilimiz varmasa da, gittiği gün gerçekten bizim için bitmiş oluyor. Düşünsenize canım dediğinizin gözlerine bir daha bakamayacak olmayı? İnsanı eriten, benliğinden uzaklaştıran, "artık gitti" kalıbını kalbinize oturtan o duyguyu yaşamayı düşünmek bile insanın tüylerini diken diken eder... Bir de başkası ile beraber olduğunu hayal edin. Bakın o zaman neler oluyor...  Kendinizi sokağa atıyorsunuz, kalabalıklar içinde yalnız hissediyorsunuz. Tertemiz havada nefes alamıyor, içiniz sıkışıyor. Bende de oluyor arada, atıyorum kendimi sokağa. Mersin'de Kızkalesi var, harika bir yer. Oraya gidiyorum ve sahilde biraz yürüyorum. Akabinde kumsala oturuyor ve denizin sesini dinliyorum. O dalgaların sesi bana terapi gibi geliyor. Varsa derdim anlatıyorum denize ve haftalık terapimi bitirmiş oluyorum. Daha sonra da dönüş yolu ve Candan Erçetin'in unutulmayan şarkısı "Unutma Beni" yi açıyor ve giden sevgiliyi o karanlık ve ıssız yolda yanımda olduğunu hayal ediyorum. Bu şarkıyı dinlememeniz, ihtiyacınızın olmaması temennisi ile diyor ve yazımı sonlandırıyorum. Sevgiyle...

Böyle Aşk Dünyada Yok

Merhaba arkadaşlar. Bugünkü konumuz videodan da anlaşılacağı gibi böyle aşk yok yada böyle aşk gerçekten var mı sorusuna yanıt arayacağız. İsterseniz videoda geçen çiftlerimizden bahsetmeye başlayalım. Çiftlerimiz Bill, Glad'i ilk defa 8 yaşındayken görüyor ve Glad'in abisi ile arkadaş oluyor. Bill, abisi ile oyun oynarken, yolda yürürken veya bisiklet sürerken Glad'in onu izlediğini farkediyor. Ama Bill ilgilenmiyor. Fakat Bill 17, Glad ise 16 yaşına geldiği zaman (aralarında 1 yaş fark var) Bill Glad'i giyinmiş, kuşanmış ve dört dörtlük bir elbise içinde görünce Bill'de bir şeyler oluyor. Bill'in kendi ağzından aynen "Bundan böyle Glad benim için tektir" diyor. Tabi doğal olarak evleniyorlar ve 2004 - 2005 senesinde Bill, Glad'de bir farklılık olduğunu anlıyor. Doktora gidiyorlar ve maalesef Glad'e alzheimer teşhisi koyuyorlar. İşte bizim hikayemiz bundan sonra başlıyor. Bill, Glad'i o durumda bırakmıyor, aksine daha da sahipleniyor. Onunla gençlik yıllarından kalma bisiklet ile gezmeye götürüyor, hiç usanmadan Glad ile ilgileniyor, ona yemek yediriyor, onu yıkıyor ve onu bırakmıyor. İnsanlar Bill'e bunu neden yaptığını, Glad'in zaten bir şey hatırlamadığını / hatırlamayacağını söylüyorlar ama Bill'in cevabı çok net. "O hatırlamıyor olabilir ama ben hatırlıyorum..." Günümüzde insanlar sevginin, aşkın kıymetini bilmiyorlar. Artık sevgi sözcükleri bir "merhaba" kadar sıradanlaşmış ve sevgiler yok yere bitiriliyor. Artık bu çağımızın mı gerektirdikleri diye insan kendine soruyor ama bir de şu var. İnsanın kendini bilmesi... Ayrıca daha önceki yazılarımda da yazdığım gibi "güven" ilişkisi artık yok denecek kadar az. Kimsenin kimseye güveni kalmamış. İşte tam da şu anda bizim güvenmeye ihtiyacımız var. Birbirimizden kopmamamız, sevgimizi küçültmememiz temennisi ile... Sevgiyle.

post image

Yazılı Olarak Çalışmanın Önemi

Yazılı Olarak Çalışmanın Önemi Söz uçar yazı kalır felsefesi, yaşamımızın hemen her noktasında kullandığımız bir durumdur. Sözel her ne kadar çalışmaya kalksak bile belirli bir süre sonrasında aklımızdan silinebiliyor. Fakat yazı yazarak, adeta hafızamıza jimnastik yapıyoruz. Yazdığımız her şey sanki beynimizin bir yerine kazınmış ve öylece bekliyor. Acaba bu neydi diye düşündüğümüz zaman, yazdığımız her bir harf hemen zihnimizde canlanıyor. Bu yüzden çalışma mantığınızı yazı yazarak geliştirmeniz size daha büyük fayda sağlayacak. Eğer ki çalışmalarınızdan verim almak ve başarıya kilitlenmek istiyorsanız bu yola başvurmak sizin için en iyi çözüm yollarından birisi olacaktır. Yazı yazarak çalışarak sizlerde en kısa süre zarfı içerisinde başarıya ulaşma şansına sahip olursunuz. Tarih boyunca baktığımızda pek çok imparatorluk bile yazı buluşu sonrasında, birçok eserlerini bu şekilde icra etmiştir. Yazının hayatımızda ki önemi çok büyüktür. Yazının en önemli artı yanlarından birisi de kalıcılık simgesidir. Hem yazdığınız yerde hem de hafızada kalıcı bir mekanizma görevi görür. Yazı bu denli önemli olmasaydı şuan bile yazı yazar olur muyduk?

post image

İş Yaşantısında Vücut Dilinin Önemi

İş Yaşantısında Vücut Dilinin Önemi İş yaşantısında dikkat edilmesi gereken bir takım hususlar var. Vücut dili.. Vücut dili denilince belki de ilk akla gelen sorulardan birisi de vücut dilimizi nasıl kullanmalıyız sorusu olduğunu söyleyebiliriz. Fakat bu aşamaya geçmeden önce vücut diline neden dikkat edilmesi irdelenmelidir. İşe daha hızlı şekilde alınmanız, karşınızda ki kişilerin sizi tanıması ve düşüncelerinizi beyan etmeniz konusunda vücut diliniz önemli bir destekçiniz olacaktır. Beden dilini kullandığınız vakit iletişimde yarı yolu yarılamış bulundunuz demektir. Çünkü vücut dili, güçlü bir iletişimin oluşmasına yardımcı olur. İş görüşmesine çağrıldığınız zaman mutlaka vücut dilinizi kontrol altına almanız gerekir. Karşı tarafta ki beden dilini sinyallerini doğru algılamak ve karşı tarafa doğru şekilde sinyaller vermek önemlidir. Bu aşamada vatandaşlarımızın beden diline dair birkaç ipuçları atlamadan harfi harfiyen uygulamaları gerekecektir. Beden Dilini Doğru Kullanmak Mesela bununla ilgili bir örnek verelim. Yüzünüzde ki gülümseme çok kısa kalır ve hemen normal halinize dönerseniz, karşınızda ki kişi sizin yapmacık olduğunuzu düşünebilir. Bu yüzden gerçek ve içten bir gülümseme hem ağır hem de yavaş mimiklerle olur. İş yaşantınızda mutlaka göz teması kurmakta kaçınmayın. Göz teması kurmak, karşı tarafı dikkatle dinlemek ve ciddiyete almak anlamını taşır. Bu durumdan karşı tarafta doğal olarak fazlasıyla memnun kalmaya başlayacaktır.